"Gıda fiyatlarındaki artışın ana nedeni döviz kurundaki yükseliş.."
02.07.2018
Genel başkanımız Fehmi KİRAZ 2 Temmuz 2018 tarihinde Kanal B Güncel programında Emre SAKLICA Bey’in konuğu olarak gıda fiyatlarındaki artışa değindi. 2015 yılından beri gıda fiyatlarında, döviz kurlarında, faiz oranlarında ve enflasyonda artış olduğunu belirten Kiraz, dünyada gıda fiyatları düşerken ülkemizde arttığını söyledi. Fiyat artışlarının ilk nedeni olarak döviz kurunun artışı olduğunu, tarımsal ürünlerde dışarıdan aldığımız ürünlerin girdi maliyetinde artışa neden olduğunu belirtti. Gübrenin hammaddesinin %70’ini, mazotu, petrolü, kimyasal ilaçları dışarıdan aldığımızı, elektriği dışarıdan aldığımız doğalgazdan elde ettiğimizi ve tohumculukta %50 dışa bağımlı olduğumuza değindi. Döviz kurunun girdi maliyetlerini arttıracağını, girdi maliyeti artınca da ürün fiyatlarının bir miktar artacağı, fakat günümüzdeki gibi anormal bir artış olmayacağını söyledi.


Fiyat artışındaki en önemli etken kriterin aracılar olduğunu belirten Kiraz, tarlada 30 kuruşa zor satılan soğanın on gün geçmeden marketlerde 6 liraya kadar çıktığını, bunun nedeninin de aracıların çokluğu olduğunu söyledi. Hal kanunundan dolayı ürün hale girmeden kesinlikle işlem yapılmadan dışarıya çıkamıyor, aracı sayısı fazla ve her biri %25-50 kar koyarak 3 ila 7 kat arası fiyat artışı meydana geliyor dedi. Bunun önlenmesi için aracı sayısının azaltılması gerektiğini, hem üreticinin bu artıştan faydalanamadığını, hem de tüketicinin zarar ettiğini belirtti.

Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu ve Hal Kanunu revize edilerek üye üreticilerden ürünün alındığı ve satılacağı yerdeki hale girdirmeden 50-60 market zinciri olan bir markete malını direk olarak verebileceği ve fiyatları dengelemek açısından en azından ürünlerin bir kısmında bu uygulamanın gerçekleştirilebileceği tavsiyesinde bulundu.    Önce Cumhurbaşkanımız, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı’nın bu fiyat ayarlamasını yapması gerektiğine değindi. Döviz düşmezse ürün fiyatları da bir süre daha artışına daha artışına devam edecek, dolar 5 lirayı geçerse yeni fahiş zamlar yolda demektir dedi.

Tarla domatesi yetiştiği zaman Temmuz’da Ağustos’ta fiyatı en fazla %25 geriler, sonbaharda ilkbaharda gördüğü fiyatın da üzerine çıkar. Dolar bu seviyede kalırsa Hal ve Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu düzeltilmezse enflasyon da yükselmeye devam ederse bu fiyatları maalesef arayacağız. 

Bu artışların hepsini spekülatörlere sebep bulmamız gerçekten de bu işin kolayına kaçmak demektir. Döviz kuru etkili, enflasyon bakısı etkili, esas etkili olan aracılar. Bu artışın sebebi sadece spekülatörlerdir diyemeyiz dedi. İşin çözümünün sistemi kurgulamakta olduğunu belirtti.

70’li 80’li yıllarda kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olduğumuzu, şu anda üretimimiz fena olmamasına rağmen birçok ürünü dışarıdan alabildiğimizi belirtti. Ülkemizdeki 27 milyon ha tarım alanı 23,5 milyon ha tarım alanına düştü. Bu alanlar daha da azaldığını, 5 milyon ha sulanabilen alanımızın, 5 milyon ha da ekonomik olarak yatırım yapılıp sulamayı bekleyen kuru arazimizin olduğunu belirtti. Petrolden sonraki en fazla ithalat kalemimiz yağlı tohumlu bitkiler ve bitkisel ham yağ olduğunu belirtti ve sulu üretim alanlarımızı arttırmamız gerektiğine değindi.

Nüfusumuz artıyor ve tarım alanlarımız azalıyor, üretici bazına dönecek olursak girdi maliyetleri çok yükseliyor, üretimdeki kar marjı daralıyor. Maalesef üreticimiz bazen hiç kar etmeyip %5-10-15 kar marjıyla çalışıyor ve üretimi terk ediyor. Kırsal kesimimiz şehirlere göç veriyor. Köylerimizde genç nüfusumuz kalmıyor.

Eğitim çok güzel fakat taşımalı eğitimden dolayı öğrencilerimiz, gençlerimiz gözlerini şehirlerde açıyor. Bu da kırsal kesim açısından sosyal sıkıntıları oluşturuyor. Kırsal kesimde yaşanabilirlik zor durumda. Kırsal yaşamda yaşanabilirliği arttırmamız gerekiyor. Ürün girdi maliyetlerini düşürebilmemiz gerekiyor. Üretimde kâr marjının arttırılması gerekiyor dedi. Sağlık ve eğitim ile internet ve telefon gibi iletişim hizmetlerine kolay ulaşılabilmesi gerektiğine değindi. Ulaştırma ve yol koşullarının iyileştirilmesi, devlet olarak bu tedbirlerin alınması gerektiğini, üreten nüfusun köyde olması gerektiğini belirtti.

80 milyon insanımızın doyabilmesi için kırsalda yaşayan insanımızın insanca yaşamayı hak ederek gelirinin kar edebilirlik noktasında üretimin sürdürülebilirliğini devam ettirerek bizim bu insanlarımıza pozitif de olsa ayrımcılık yapmamız, destek olmamız lazım dedi. 

İlgisi olabilecek diğer başlıklar
TZYMB E-ÜYE
TZYMB E-ÜYE sistemine http://www.tzymb.org.tr/uye adresinden ulaşabilirsiniz.